Retina Club

Neovasküler Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu ve Antitrombotik Tedavi


Okuma:7

Şu anda, neovasküler yaşa bağlı maküler dejenerasyonu (YBMD) tedavisinde antitrombotik kullanımına dair özel bir konsensüs protokolü bulunmamaktadır. Bunun birkaç nedeni vardır:

 

1- Kanıt Eksikliği: Mevcut kanıtlar genellikle retrospektif ve gözlemsel çalışmalara dayanmaktadır, bu da prospektif randomize kontrollü çalışmaların eksik olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, güçlü bir rehber düzeyinde öneri oluşturmak zordur. Örneğin, Neovasküler YBMD'li gözlerde submaküler kanama ile ilişkili olarak oral antitrombotik kullanımının görsel sonuçları iyileştirdiği bildirilmiş olsa da, nedensellik kurulmamıştır.

 

2- Bireyselleştirilmiş Karar Verme: Neovasküler YBMD hastalarında genellikle ciddi sistemik komorbiditeler bulunur. Bu da antitrombotik tedavi kararlarının bireysel olarak verilmesini gerektirir, bu nedenle retina odaklı bir standart protokol uygulanması zordur.

 

3- İnraoküler Kanama ve Sistemik Trombotik Riskin Dengelenmesi: İnraoküler kanama riski ile sistemik trombotik riskin dengelenmesi gerektiği gibi, klinik sunumların heterojenliği de tek tip bir protokol geliştirmeyi zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, mevcut uygulama genellikle vakaya özel bir karar verme sürecine dayanır.

 

Antitrombotik Kullanımının Yararları ve Zararları

 

Son yıllarda daha fazla yaşlı hasta, özellikle daha güvenli bir profil sunan yeni antikoagülanlarla birlikte antiplatelet ajanları almaktadır. Bununla birlikte, oftalmologlar ve retina uzmanları, bu ilaçları perioperatif dönemde ya da göz içi kanama durumlarında genellikle kesmemektedir.

 

Erken Tedavi Diyabetik Retinopati Çalışması (ETDRS), yüksek doz aspirin (650 mg/gün) kullanımının diyabetik retinopatiyi kötüleştirmediğini veya vitreus kanama riskini artırmadığını bildirmiştir. Bu nedenle, diyabetli hastalar artık vitreus kanaması riski taşısalar bile aspirin kullanımlarını kesmemektedirler.

 

Neovasküler YBMD'li bireylerde yapılan büyük popülasyon bazlı çalışmalarda, antiplatelet veya antikoagülan tedavi kullanımının vitrektomi gerektiren kanama riskini artırabileceği bildirilmiştir. Ancak bu çalışmaların görsel keskinlik sonuçları, başlangıçtaki farklılıklardan etkilenmiş olabilir ve bu nedenle nedensellik belirlenememiştir.

 

Son zamanlarda yayınlanan bir çalışmada Neovasküler YBMD nedeniyle submaküler kanama olan gözlerde, oral antikoagülan kullanan hastaların antitrombotik kullanmayanlara göre uzun vadeli görme keskinliğinde anlamlı derecede daha iyi sonuçlar elde edilmiştir.

 

Sistemik Risk ve Görsel Sonuçlar Arasındaki Denge

 

Sistemik risk ile görsel sonuçlar arasındaki dengeyi kurmak, çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Öncelikle, antitrombotik tedavi için endikasyon ve tedaviye ara verilmesi durumunda sistemik tromboembolik olay riski değerlendirilmelidir. Ayrıca, retina durumu, geçmişteki submaküler kanama öyküsü, neovasküler lezyonun özellikleri ve görsel potansiyel de dikkate alınmalıdır.

 

Sonrasında, hasta ile intraoküler kanama riskleri ve sistemik yan etkiler hakkında açık bir iletişim kurulmalı ve ortak karar verme süreci izlenmelidir. Kardiyolog ile koordinasyon sağlanarak antitrombotik tedavi optimize edilmeli, dozaj ve INR kontrolü sağlanmalı ve intravitreal enjeksiyonlar arasında daha kısa aralıklar düşünülmelidir.

 

Perioperatif Yönetim ve Klinikteki Zorluklar

 

Şu anda, anti-VEGF tedavisi gören ve antitrombotik tedavi alan Neovasküler YBMD hastalarının perioperatif yönetimi için retina özelinde yayımlanmış kapsamlı bir rehber bulunmamaktadır. Mevcut literatür, peri-enjeksiyon veya perioperatif dönemde antitrombotik ilaçların nasıl yönetileceği konusunda standart bir yaklaşım sunmamaktadır.

 

Klinik kararlar genellikle kurumlar ve uygulamalar arasında farklılık gösterir ve kardiyoloji uzmanlarından alınan görüşler doğrultusunda oluşturulur. Anahtar faktörler arasında, sistemik ve göz içi risklerin değerlendirilmesi, ilaç özelinde faktörlerin dikkate alınması ve intraoperatif dönemde kanama riskini azaltmak için alınacak önlemler yer alır.

 

Neovasküler YBMD ve Antitrombotik Tedaviye İlişkin Yanlış Anlamalar

 

Neovasküler YBMD'nin antitrombotik tedavisinde yanlış anlamalar ve eksik araştırmalar mevcuttur. Bunlardan biri, ilişki ile nedenselliğin karıştırılmasıdır. Son zamanlarda yayınlanan bir çalışmada, zaten antitrombotik tedavi alan hastalarda görme keskinliğinde iyileşme gözlemlenmiş olsa da, tedavinin evrensel olarak başlatılmasının garantili bir fayda sağlamadığı gösterilmiştir.

 

Antitrombotik tedavinin sistemik etkileri ve retina üzerindeki mekanizmalarla ilgili anlayış sınırlıdır. Ayrıca, antitrombotik tedaviye ilişkin ajan bazlı veriler, uzun dönem sonuçlar ve risk faktörlerini tanımlayan retina biyomarkerleri henüz yeterince incelenmemiştir.

 

Sonuç olarak, Neovasküler YBMD'li hastalarda antitrombotik tedavi kullanımı, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren ve hala daha fazla araştırma yapılması gereken bir alandır.

 

[Kaynaklar: 1- Patel HP, Robbins CB, Karl JJ, Weng P, Vajzovic L, Fekrat S. Oral Antithrombotic Medication Is Associated with Improved Visual Outcomes in Eyes with Submacular Hemorrhage from Wet Age-Related Macular Degeneration. Ophthalmol Sci. 2025;5(5):100796. Published 2025 Apr 14. doi:10.1016/j.xops.2025.100796  2- https://europe.ophthalmologytimes.com/view/floretina-2025-navigating-antithrombotic-therapy-in-wet-amd

 

Not: Katkılarından dolayı Dr. Mehmet ÇITIRIK’a teşekkür ederiz.

 

Web sitesindeki bu bilgiyi, sunu ve yayınlarınızda aşağıdaki şekilde kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

 

(Çıtırık M, Teke MY. Neovasküler Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu ve Antitrombotik Tedavi. http://www.retinaclub.com/ Son Güncellenme Tarihi 01/05/2026).